Avrupa Parlamentosu Kararı


28 Eylül 2005

"5. Türkiye’ye Ermeni soykırımını tanıma çağrısında bulunur; bu şekilde bir tanımayı Avrupa Birliği’ne katılım için önkoşul olarak kabul eder;"


AVRUPA PARLAMENTOSU

Parlamento tarafindan kabul edilen metinler
28 Eylül 2005, Çarşamba – Strasburg
Türkiye ile müzakerelerin başlaması
Koşullu nüsha

P6_TA-PROV(2005)0350
B6-0484, 0497, 0496,0498,0502 ve 0505/2005

Türkiye ile müzakerelerin başlaması konusunda Avrupa Parlamentosu kararı

Avrupa Parlamentosu,

--2004 tarihli düzenli rapor ve Komisyon’un Türkiye’nin katılım konusunda sağladığı ilerleme (1) ve 18 Haziran 1987 ile 15 Aralık 2004 tarihleri arasında bu konuda aldığı önceki kararları,

-- Komisyon’un Türkiye’de kadınların toplumsal, ekonomik ve politik yaşamdaki rolleri üzerine aldığı 6 Temmuz 2005 tarihli kararı (2),

-- 17 Aralık 2004’te Avrupa Konseyi toplantısında varılan sonuçları,

-- Komisyon’un 29 Haziran 2005’te sunduğu Türkiye ile yapılan katılım müzakereleri konusunda hazırlanan taslak çerçeveyi,

-- Avrupa Konseyi’nin Türkiye ile katılım müzakerelerine başlanması konusunda aldığı kararları,

-- Avrupa Konseyi’nin 21 Nisan 2004’te Kıbrıs konusunda aldığı kararı (3),

-- Prosedür Kuralları’nın 103(4) no’lu kararını,

Göz önünde bulundurarak,

A. Komisyon’un Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini tatmin edici şekilde yerine getirdiği sonucuna varması ve katılım müzakerelerinin başlamasını tavsiye etmesi,

B. Avrupa Konseyi’nin, Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesi halinde Avrupa Birliği’nin vakit geçirmeden katılım müzakerelerini başlatacağına dair 2002’de karar almış olması,

C. Avrupa Parlamentosu’nun 15 Aralık 2004’te, müzakerelerin ilk aşamasında siyasi kriterlerin eksiksiz yerine getirilmesine öncelik verilmesi konusunda görüş birliğine varılması halinde, katılım müzakerelerinin başlaması; bakanlık düzeyinde müzakerelerin gündeminin, özellikle insan hakları ve temel özgürlüklerin tümü başta olmak üzere siyasi kriterlerin, gerek teoride gerekse pratikte yerine getirilip getirilmediğinin bir değerlendirmesiyle başlamasını, bu şekilde görüşme gündemine diğer fasılların da dahil edilmesinin yolunun açılması tavsiyesinde bulunması,

D. Bu vesileyle Avrupa Parlamentosu’nun, bir yandan Kıbrıs Rum toplumunun demokratik iradesine saygı göstermekle birlikte, bir çözüme ulaşılamamış olmasından üzüntü duyduğunu belirtmesi ve Türk yetkililerine Kıbrıs sorununa ilişkin olarak Annan planı ve AB’nin kuruluşunda esas alınan ilkeler temelinde adil bir çözüme götürecek yapıcı tutumuna devam etme ve yakın bir gelecekte BM kararları doğrultusunda belirli bir takvime göre adadan birliklerini çekme çağrısında bulunması; Türk birliklerinin bu şekilde geri çekilmesinin gerilimin daha da düşürülmesi, taraflar arasında diyaloğun başlaması ve kalıcı bir çözüme ulaşılması için gerekli bir adım olduğuna inandığını belirtmesi; Türk yetkililerine Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması çağrısını yapması; ilgili görüşmelerin hükümetler arası görüşmeler olduğu, bir tarafta Türkiye ve diğer tarafta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de aralarında bulunduğu AB’ye üye 25 ülke arasında yürütülecek olması nedeniyle görüşmelerin başlaması için Kıbrıs’ın Türkiye tarafından tanınmasının şart olduğuna Türkiye’nin dikkatini çekmesi,

E. Avrupa Parlamentosu’nun aynı zamanda Türk yetkililerini, Kıbrıs bandıralı olan ve bir AB üyesi ülkeyle ticaret ilişkisinde olan gemilere uyguladığı kısıtlamaları kaldırmaya davet etmesi,

F. Avrupa Konseyi’nin 17 Aralık 2004’te Türkiye’nin, Kopenhag kriterlerini yerine getirdiğinden, altı önemli yasayı yürürlüğe koyması ve üstlendiği yükümlülükler doğrultusunda Ankara Anlaşması’nın on yeni Üye Devlet’i de kapsayacak şekilde genişletilmesi konusundaki protokolü imzalaması şartıyla katılım görüşmelerine başlanmasına karar vermiş olması ve Avrupa Birliği’nin önceki taahhütlerine uymasının gerekli olması,

G. Türkiye’nin kendisinden istenen altı önemli yasayı 1 Haziran 2005’te yürürlüğe koymuş olması,

H. Türkiye’nin, Ankara Anlaşması’nı on yeni Üye Devleti kapsayacak şekilde genişletilmesi konusundaki Protokol’ü 29 Temmuz 2005’te imzalamış olması, ancak aynı zamanda, bu protokolü imzalaması, onaylaması ve yürürlüğe koymasının, Protokol’de atıfta bulunulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni hiçbir şekilde tanıma anlamına gelmeyeceğine ilişkin bir deklarasyon yayınlaması,

I. Aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs bandıralı gemilere ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki limanlardan hareket eden gemilere ambargo uygulamaya devam etmesi, bunların Türk limanlarına erişimine izin vermemesi, bunun yanı sıra Kıbrıs uçaklarına Türkiye üzerinden uçuş ve Türk havaalanlarına iniş iznini vermemesi,

J. Türk yetkililerinin aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’nun 18 Haziran 1987 tarihli kararında (4) belirtilen Ermenilerle ilgili konulardaki talepleri hâlâ yerine getirmemeye devam etmesi,

K. Demokratik ve ekonomik olarak istikrarlı bir Türkiye’nin bütün Avrupa’nın büyük ölçüde yararına olacağı gerçeği,

L. Türkiye’nin ancak, reformları kararlılıkla hayata geçirerek ve sürekli kılarak AB değerlerini benimsemeye hazır olduğunu ortaya koyduğu takdirde, reform sürecinin geri dönülemezliğini güvence altına alabileceği ve AB kamuoyundan ihtiyacı olduğu desteği sağlayabileceği,

M. Kopenhag Kriterleri’nin bir gereği olarak Avrupa Birliği’nin, genişlemenin getirdiği sorunlarla başa çıkma kapasitesine sahip olmasının bir ön şart olması ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin de politik ve kurumsal reformları yapabilecek durumda olması gerektiği, nedeniyle,

1. Komisyon ve Konsey’in, Türkiye ile 3 Ekim 2005’te katılım görüşmelerine başlanması için gerekli son şartları, altı önemli yasayı yürürlüğe koyarak ve kendi taahhüdüne uygun şekilde Ankara Anlaşması’nın on yeni Üye Devleti kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören protokolü imzalayarak resmen yerine getirdiği kanaatine vardığını göz önünde bulundurur; bu ve diğer konularda uygulamaların henüz tamamlanmadığı görüşündedir;

2. Türkiye’nin, Protokol’ü imzalarken bir yandan da Protokol’ü imzalamasının, onaylamasının ve yürürlüğe koymasının hiçbir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni herhangi bir şekilde tanıması anlamına gelmediğine ilişkin bir deklarasyon yayınlayarak Protokol’ün bütün hükümlerini tam anlamıyla uygulamaya istekli olduğuna ilişkin ciddi bir şüpheye neden olmasını samimi bir üzüntü ile karşılar; Komisyon’un, Türk Hükümeti’nden Türk Parlamentosunun Protokol’ü kabul prosedüründe tek taraflı deklarasyon yayınlamanın yeri olup olmadığı konusunda bir cevap alarak bunu Parlamento’ya sunması gerektiğini hatırlatır;

3. Türkiye’nin bu tek taraflı deklarasyonunun Protokol’de yerinin olmadığını ve Türkiye’nin Protokol hükümleri çerçevesindeki yükümlülükleri üzerinde hukuki bir geçerliliğin de bulunmadığını vurgular;

4. Türkiye’ye, Kıbrıs bandıralı gemilere ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki limanlardan hareket eden gemilere, Türk limanlarına giriş izni vermemek suretiyle kısıtlamalara ve Kıbrıs uçaklarının Türkiye üzerinden geçişini ve Türk havaalanlarına inmelerini yasaklamaya devam ederek Türkiye’nin Ankara Anlaşması’nı ve Protokol’den bağımsız olarak Gümrük Birliği’ni ihlal etmekte olduğunu, çünkü bu uygulamanın malların serbest dolaşımı ilkesini çiğnediğini hatırlatır; bu nedenle Türkiye’yi Protokol’ün bütün hükümlerini tam olarak yerine getirmeye çağırır;

5. Türkiye’yi, Ermeni soykırımını tanımaya çağırır; bu tanımayı Avrupa Birliği’ne katılımı için bir önkoşul olarak görür;

6. Komisyon’u, 2006 sonuna kadar, kapsamı genişletilmiş Ankara Anlaşması’nın uygulanmasına ilişkin çok yönlü bir değerlendirmeye çağırır ve bu anlaşmanın uygulanmamasının müzakere süreci üzerinde ciddi sonuçlara yol açacağını, hatta sürecin durmasına neden olacağını vurgular; bu nedenle 2006 katılım müzakerelerinde Gümrük Birliği’nin uygulanmasının ilk fasıllardan biri olarak ele alınmasını talep eder;

7. Bir kez daha, Kıbrıs Rum toplumunun demokratik iradesine saygı duymakla birlikte, bir çözüme ulaşılamamış olmasından üzüntü duyduğunu belirtir ve Türk yetkililerini Kıbrıs sorununa ilişkin olarak Annan planı ve AB’nin kuruluşunda esas alınan ilkeler temelinde adil bir çözüme götürecek yapıcı tutumuna devam etme ve yakın bir gelecekte BM kararları doğrultusunda belirli bir takvime göre adadan birliklerini çekme çağrısında bulunur; Türk birliklerinin bu şekilde geri çekilmesinin gerilimin daha da düşürülmesi, taraflar arasında diyaloğun başlaması ve kalıcı bir çözüme ulaşılması için gerekli bir adım olduğuna inandığını belirtir; bir kez daha Kıbrıs’ta bütün taraflara sorunun çözüme ulaştırılması için BM öncülüğünde görüşmelere başlama çağrısında bulunur;

8. Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması dahil olmak üzere, Türkiye ile bütün AB üye ülkeler arasında ilişkilerin hızla normalleştirilmesinin katılım sürecinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımasının hiçbir şekilde bir müzakere konusu olamayacağını vurgular; Türk yetkililere Türkiye ile bütün AB üyesi ülkelerle ilişkilerini normalleştirme ve Kıbrıs Cumhuriyetini en kısa zamanda tanıma çağrısında bulunur ve bunun yapılmamasının müzakere süreci üzerinde ciddi sonuçlar doğuracağının, hatta müzakere sürecini durduracağının altını çizer;

9. Konsey’e Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonuna son vererek vaadlerini yerine getirme çağrısında bulunur; halen Birleşik Krallık’ın başkanlığındaki Konsey’e, AB’nin Kıbrıslı Türk toplumuna verdiği taahhütlerini yerine getirmek üzere mali yardım paketi ve ticaret kolaylıklarına ilişkin bir anlaşmaya varılması için daha fazla çaba gösterme çağrısında bulunur;

10. Türkiye’nin, müzakerelerin başlaması için Avrupa Konseyi’nin Aralık 2004’te önkoşul olarak belirlediği altı önemli yasayı kabul etmesi ve 1 Haziran 2005’te yürürlüğe koymasını memnuniyetle karşılar; kabul edilen yasalarda endişe kaynağı olan bazı noktaların varlığını devam ettirdiğini not eder; özellikle cumhuriyet savcılığının İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Avrupa Sözleşmesi’nin ihlali anlamına gelecek şekilde suç duyurusunda bulunması nedeniyle kaygı duyduğunu belirtir ve Türk hükümetine düşünce özgürlüğünü güvence altına almaya ve ceza yasasında, başta 301/1. madde olmak üzere yeni reformlar yapmaya davet eder; ve “temel ulusal çıkarlara karşı hareketler”i suç sayan TCK’nın 305. maddesi ve dernekler yasasının uygulanmasına ilişkin, yurtdışından mali desteği önceden izne bağlanması da dahil bir dizi kısıtlama getiren yönetmelik konusunda duyduğu endişeyi belirtir; dinsel toplumların işleyişlerine ilişkin önerilen yasal düzenlemelerin (Vakıflar Kanunu) yetersizliği konusundaki ciddi endişelerin varlığını sürdürdüğüne dikkat çeker;

11. Müzakere çerçevesinin, Avrupa Parlamentosu’nun çeşitli kararlarında Türkiye’yi tam anlamıyla yerine getirmeye çağırdığı, demokrasinin güvencesi olan kurumların istikrarını sağlamak, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıkların haklarına riayet etme ve azınlıkları koruma gibi siyasi öncelikleri yansıtması gerektiğini ısrarla belirtir; bu nedenle müzakerelerin bakanlıklar düzeyinde yürütülecek her oturumundan önce siyasi kriterlerin gerek teorik, gerek pratik düzeyde bir değerlendirilmesinin yapılmasını, böylece Türk yetkililer üzerinde gerekli reformların vakit geçirilmeden yapılması konusunda baskı uygulanmasını talep eder; dahası, siyasi kriterlerin yerine getirilmesi için bunlarla ilgili kesin hedefler, takvimler ve verilen sürenin sona ereceği kesin tarihleri içeren kapsamlı bir programın belirlenmesini gerekli görür;

12. Konsey’i, Avrupa Konseyi’nin 17 Aralık 2004 tarihli toplantısında vardığı sonuçlarda müzakerelerin çerçevesinde yer alacağını belirttiği bütün konulara eksiksiz bir şekilde sadık kalmaya çağırır; özellikle bu çerçevede müzakerelerle ilgili ortak amacın katılım olduğunun, bu müzakerelerin açık uçlu bir süreç olduğunun, sürecin ne şekilde sonuçlanacağına dair önceden garanti verilemeyeceğinin ve Kopenhag kriterleri esas alınırken, aday ülkenin üyelik yükümlülüklerini eksiksiz üstlenmeye elverişli konummda olmaması durumunda, söz konusu aday ülkenin Avrupa yapılarıyla mümkün olan en güçlü bağlarla bağlı tutulmasının güvenceye alınmasının şart olduğunun altını çizer;

13. Bu bağlamda Konsey’i ve Komisyon’u, Türkiye’nin siyasi kriterleri yerine getirmede sağladığı ilerleme üzerine her yıl bir rapor hazırlayarak Avrupa Parlamentosu’na ve AB üye ülkelerin parlamentolarına sunmaya ve bu rapora o yıl içinde kanıtlanmış işkence vakalarının hepsini ve yıl içinde AB üye ülkeleri tarafından kabul edilen sığınmacıların sayısını dahil etmeye çağırır;

14. Komisyon’dan, çeşitli fasıllar üzerinde müzakereler başladığında, özgürlük, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlükler, azınlık hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ciddi ve sürekli ihlali durumunda, Avrupa Parlamentosu’nun görüşünü alarak, Avrupa Birliği Antlaşması hükümleri gereğince müzakereleri askıya almasını tavsiye etmesini talep eder;

15. Türkiye’nin AB’ye katılımının bütçeye olan etkisinin ancak Türkiye ile finansal müzakereler için 2014’ten sonrasındaki mali perspektif bağlamındaki parametrelerin tanımlanmasından sonra bütün yönleriyle değerlendirilebileceğini belirtir;

16. Komisyon’un, uzun geçiş dönemi sürecinde müzakereler ve yapısal politikalar, tarım ve katılım anlaşmasında işçilerin serbest dolaşımının kalıcı bir şekilde güvence altına alınması gibi alanlarda özel düzenlemelerin yapılmasına ilişkin tavsiyelerinin Türkiye’nin müktesabatla uyum çabaları üzerinde olumsuz etkide bulunmaması gerektiğini vurgular;

17. Müzakerelerin açılmasının uzun bir sürecin başlangıcı olacağını, bunun doğası gereği açık uçlu bir süreç olacağını ve önceden belirlenmiş (“a priori”), otomatik bir katılım anlamına gelmeyeceğini; ancak müzakerelerin hedefinin Türkiye’nin AB üyeliği olduğunu, fakat bu hedefin gerçekleşmesinin her iki tarafın da çabalarına bağlı olduğunu, dolayısıyla katılımın, müzakerelerin açılışının otomatik bir sonucu olamayacağını vurgular;

18. Nice Antlaşmasının AB’ye yeni üye ülkelerin katılımına karar verme konusunda temel alınamayacağını vurgular ve bu nedenle anayasal süreç çerçevesi dahilinde gerekli reformların yürürlüğe konulmasının mutlaka gerekli olduğu konusunda ısrarcı olduğunu belirtir;

19. 1993 Kopenhag Avrupa Konseyi toplantısında varılan sonuçlar doğrultusunda, Avrupa Birliği’nin bir yandan Avrupa’nın entegrasyonuna yönelik çalışmalarına aynı hızda devam ederken, Türkiye’yi absorbe etme kapasitesinin gerek AB’nin, gerekse Türkiye’nin yararı bakamından önemli bir konu olduğuna dikkat çeker; müzakereler sırasında AB’nin Türkiye’yi absorbe etme kapasitesini izlemede Komisyon’u desteklediğini belirtir; dolayısıyla Komisyon’a, Türkiye’nin katılım yönündeki ilerlemesi üzerine en son Avrupa Parlamentosu kararına dahil edilen ve 15 Aralık 2004’te kabul edilen, sorunun bu önemli boyutuna ilişkin yararlı bilgiler sunacak olan 2005’te “etki araştırması”nın sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerin kendisine de ulaştırılması talebini hatırlatır;

20. Parlamento Başkanı’nı bu kararı Konsey’e, Komisyon’a, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı’na ve Türkiye hükümeti ve parlamentosuna iletmekle görevlendirir.

(1) OJ C 226 E, 15.9.2005, s.189
(2) Kabul edilen metinler, P6_TA(2005)0287
(3) OJ C 104 E, 30.4.2004, s.720
(4) OJ C 190, 20.7.1987, s.119