İftira ve Karalamayla Mücadele Birliği’nin (Anti-Defamation League) Ermeni Soykırımı konusunda açıklaması


13 Mayıs 2016

İftira ve Karalamayla Mücadele Birliği’nin (İKMB) oldukça yeni İcra Kurulu Başkanı olarak yaklaşık bir yıldan az süredir bu görevdeyim.,. Bana sık sık İKMB’nin tarihle ilgili kararları hakkında ne düşündüğüm soruluyor. Bu sorulardan biri de Ermeni Soykırımı’nın tanınması konusunda İKMB ’nin nasıl bir tutum sergilediği ile ilgili.

Benim ailem Holokost’tan doğrudan etkilendi. Bu çok derin kişisel deneyimi düşünürsek, her ne kadar kuşaklar öncesine ait olsa da, kayıp yaşayanların acılarını ve hatırlanma ihtiyaçlarını anlıyorum. “Bir daha asla” dediğimize göre, bu bana yaşadığımız bu dönemde her gün nefrete karşı insanları eğitmek ve adım atmak gerekliliği hatırlatılıyor.

Dolayısıyla bu trajedinin 101. yıl anmasının yapılmasından birkaç hafta sonra bugün, Yom HaShoah, yani Holokost anması vesilesiyle bir kez daha kuruluşumuzun tutumunu açıkça ortaya koymak istiyorum.

İKMB 103 yıllık bir kuruluş ve tarihiyle, yalnızca antisemitizme karşı değil, fanatizmin de her türüne karşı mücadele misyonuyla gurur duyar.

Yönetimimizin, Yahudi toplumunun haklarını savunma konusundaki rolü ile diğer azınlık ve marjinal toplulukların haklarını savunmaya yönelik rolü arasındaki bağlantıyı benimsiyor ve ve sahipleniyoruz.

Misyonumuz, 2 bin yıl önce yaşamış Yahudi bilge Hillel’in şu sözlerini yansıtmakta: “Ben kendimden yana olmaszam, kim olur? Ve yalnızca kendimden taraf olursam ben kim kim olurum?”

Bahsettiğim bağlantı hem ahlâki, hem de tatbikidir: Yapılması doğru olan budur.

Holokost’u öğretirken, bahsettiğimiz şey Şoa’yı mümkün kılan 2.000 yıllık antisemitizm tarihidir.

Hayatta, Kamboçya’da, Bosna’da ve Ruanda’da yaşanan vahşete dünyanın karşı çıkmadığını hatırlamak ve daha kapsamlı bir şekilde konuşmak gibi bir sorumluluğumuz da var. Genellikle soykırım konusunda küresel bir sessizlik hakimdir.

Öyleyse, büyük bir açıklıkla şunu söylemeliyim: 20. yüzyılın ilk soykırımında da böyle oldu. Osmanlı İmparatorluğu’da Ermenilere karşı 1915’ten itibaren yapılan bir soykırımdı. Soykırım, hükümetin yüzlerce Ermeni aydını tutuklaması ve katletmesiyle başladı. Ardından Ermeniler evlerinden toplanarak ölüm yolculuğuna çıkarıldı. Ermeni halkı tehcir edildi, mallarına el konuldu, kaçırıldı, işkence edildi, katledildi, açlıktan ölüme terk edildi.

Ermenilerin yaşadığı tartışmasız bir şekilde soykırımdı.

Gelecekteki trajedileri önlemek için, tüm soykırımları; Ermeni, Holokost, Bosna, Ruanda ve diğerlerinihatırlamak ve soykırım hakkında eğitimin gerekli olduğuna inanıyoruz.

Holokost’a ilişkin deneyimimiz bunun bir kanıtı II. Dünya Savaşı sonunda Auschwitz’in fotoğrafları ilk kez ortaya çıktığında, antisemitizmin kültürler, ülkeler arasında derin köklere sahip olduğunun ve böylesine bir vahşete yol açtığının farkına varılması Batı dünyasında yaygın bir utanç duygusuna yol açtı. Bu kolektif utanç, on yıllarca antisemitizm örneklerinin ortaya çıkmasını engelledi. Şimdi ise, zaman geçtikçe ve utanma duygusundan kurtulundukça, antisemitizmin tüm gücüyle yeniden ortaya çıkması bir rastlantı değil. Diğer bir deyişle, her kuşağı geçmişin trajideleri hakkında eğitmemiz gerekiyor.

İşte bu nedenle bugün sesimi yükseltiyor ve neden ABD’nin Ermeni Soykırımı’nın tanımasını desteklememiz gerektiğini söylüyorum. Sessizlik bir seçenek olmamalı.

Bu ülkede fanatizme karşı birçok alanda önemli mesafeler kat ettik. Sivil haklar hareketinin büyük kazanımlarını, Yahudilerin yaşamını kısıtlayan antisemitizm ile mücadeleyi, Latin nüfusun toplumda Kabul edilmesini, i, LGBT toplumunu etkileyen davranış ve yasalarda yapılan devrimi düşünün. Bazen geriye gidildiği de oldu; sonuçta önümüzde harcanması gereken çok büyük çabalar var. Latin kökenlilere ve göçmenlere ilişkinkalıp-yargılar, bu başkanlık kampanyalarına damgasını vuran aşina olmadığımız mız Müslüman karşıtı söylemler bunlara örnek.

Hepsini bir arada düşünürsek, bu yaşanmışlıklar ne yazık ki zulüm konusunda ortak geçmişe sahip grupların omuz omuza vermelerini şart koşuyor. Geçenlerde Boston’da bir reklam panosunda gördüğümüz gibi, bireyler ya da gruplar Ermeni Soykırımı’nı inkâr ettiklerinde İKMB sesini yükseltecek ve inkârı kınayacaktır. Bu ruhla, nefret ve fanatizmin bütün biçimlerine son verme yolunda daha etkin bir güçbirliği konusunda umutluyum.

Ermeni Soykırımı konusunda İftira ve Karalamayla Mücadele Birliği (İKMB ) İcra Kurulu Başkanı Jonathan Greenblatt’ın yaptığı açıklama.